19 Mayıs 2019 Pazar

 DİVAN EDEBİYATI GENEL
ÖZELLİKLERİ

 􏰀 Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır
􏰀 “Klasik Türk Edebiyatı”, “Yüksek Zümre Edebiyatı”, “Havas Edebiyatı” adları ile de anılır.
􏰀 Belirli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat; şairlerin, şiirlerini “Divan” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “Divan Edebiyatı” adıyla ifade edilmektedir.

 . Divan edebiyatı, Arap ve Fars kültürünün etkisiyle ortaya çıkmış ve gelişme göstermiştir. Bu edebiyatın ilk ürünleri olan Kutadgu Bilig, Atabet’ül Hakayık gibi eserler daha Orta Asya'da iken (11. ve 12. yüzyılda) verilmiştir. Anadolu'ya göçen Türkler Divan edebiyatını burada da sürdürmüşler, yeni eserler vermişlerdir.

 . Divan edebiyatı 11. yüzyıldan 1860'a kadar ürünler vermiştir. Bu edebiyatta hem şiir hem düzyazı (nesir) alanında eserler vardır; ancak Divan edebiyatı, şiir ağırlıklı bir edebiyattır.

 Divan Şiirinin Genel Özellikleri
􏰀 Divan şiiri ilk örneklerini 13. yüzyılda vermeye başlamış 19. yüzyılın sonlarına doğru gücünü kaybetmiştir.
􏰀 Anadolu'da din dışı şiirler yazan ilk Divan şairi, 13. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış olan Hoca Dehhani 'dir.
􏰀 Divan şiirinde konular oldukça sınırlıdır: İslam mitolojisi, klasik aşk öyküleri, kadın, şarap, din ve tasavvufla ilgili konular ile bazı felsefi düşünceler en çok işlenen konulardır.

 􏰀 Divan şiirinde toplumla ilgili konulara hemen hiç yer verilmemiş; şairler bazen bireysel sorunlarını dile getirmişlerdir: Fuzuli'nin Şikayetnamesi, Şeyhi'nin Harnâme'si gibi. Eleştiriler, düzene değil, kişiye yöneliktir.
􏰀 Divan şiirinde dil Osmanlıcadır. Osmanlıca; Arapça, Farsça ve Türkçe sözcüklerin karmasından oluşan bir dildir. Başlangıçta Türkçe sözcüklerin daha çok kullanıldığı Divan şiirinde, özellikle 16. yüzyıldan sonra dil çok ağırlaşmıştır.

 􏰀 Divan şiiri, kuralcı bir şiirdir. Divan şiirinde konudan çok konunun işlenişi (üslup, anlatım) önemlidir. Aynı konu birçok şair tarafından değişik biçimlerde anlatılmıştır.
􏰀 Divan şiirinde kalıplaşmış sözler çok kullanılmıştır. Her şairin ortaklaşa kullandığı bu kalıp sözlere "mazmun" denir. Mazmunlar, edebiyatta belli kavramları anlatan, onu düşündürüp çağrıştıran sözlerdir.
􏰀 Divan şiirinde söz ve anlam sanatlarına sıkça başvurulmuş; sanatlı anlatım ustalığın ölçüsü sayılmıştır

 􏰀 Şiirde nazım birimi "beyit"ler. Beyit, İki dizeden oluşan söz kümesidir. Şiirlerin uzunlukları beyit sayısıyla ölçülür. Dörtlükler ve bentlerle yazılan şiirler de vardır.
􏰀 Şiirde en küçük nazım birimi tek dizeden oluşur. Bir manzum parça içinde yer almayan böyle dizelere "azade mısra" (bağımsız dize) denmiştir.
􏰀 Şiirde konu bütünlüğünden çok parça bütünlüğüne (beyit güzelliğine) önem verilmiştir. Her beyit kendi başına bir anlam taşır.

 􏰀 Şiirde gazel, kaside, mesnevi, müstezat gibi nazım biçimleri kullanılmıştır. Bunların çoğu Arap ve Fars edebiyatından alınmıştır.
􏰀 Divan şiirine Türklerin kattığı iki nazım biçimi " tuyuğ" ve "şarkı" dır.
􏰀 Şiirde tasavvuf, Sebk-i Hindi ve mahallileşme akımlarının etkileri görülür.
􏰀 Şiirlerde aruz ölçüsü kullanılmıştır. Arap şiirinden Fars şiirine, oradan da Divan şiirine geçen aruz ölçüsü hecelerin uzunluk ve kısalığı temeline dayanır.

 􏰀 Divan şiirinde Aşık Paşa, Nedim ve Şeyh Galip hece ölçüsüyle birer şiir denemesi yapmışlardır.
􏰀 Şiirde "göz için uyak" anlayışı benimsenmiş, en çok tam ve zengin uyak kullanılmıştır.
􏰀 Divan edebiyatında şiirlerin özel bir adı (başlığı) yoktur. Şiirler yazıldığı nazım şeklinin adıyla " gazel, kaside vs." anılır. Adlandırma,
gazellerde uyak ve rediflere göre, kasidelerde betimleme (tasvir) bölümüne göre yapılır

 􏰀 Divan şiirinde aşk ön plandadır. Aşk anlayışı çağın mutlak hükümdarlık sistemine ve tasavvuf düşüncesine dayanır. Sevgili, mutlak iktidar sahibi, zalim, vefasız; âşık ise bahtsızdır. Şairler daha çok platonik bir aşk anlayışını benimsemiştir.

 􏰀
“Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb Kılma dermân kim helâkim zehri dermândadır.” (Fuzûlî)
Anlamı: Aşk derdiyle hoşnudum, ey doktor! Bana ilaç verme ki, benim helak olmam; senin derman olsun diye vereceğin zehrindedir.

 􏰀
“Aşk mıdır ki can-ü dil mülkünü yağma eyleyen Aşk mıdır sinem içre gelip de cân eyleyen.”
(Muhibbî)
Anlamı: Sevgilinin gönül varlığını yağma eyleyen aşk mıdır? Ve sonrasında cansız göğsüm içinde, gelişi ile bana tekrar can veren aşk mıdır?

 􏰀 “Bir nefes dîdâr içün bin cân fedâ itsem n’ola Nice demlerdür esir-i iştiyâkıdur gönül.” (Nef’î)
􏰀 Anlamı: Bir nefescik olsun o güzel yüzü görmek için bin canım olsa da kurban etsem yeridir. Gönül nice zamandır onun arzusuyla yana tutuşa esiri olmuştur.

 􏰀 Divan şiirinde kaderci bir dünya görüşü egemendir. Şairler, dünyanın geçici olduğundan, feleğin şerrinden, zamanın kötülüğünden yakınırlar.

 ‘’ Dost bi-perva felek bi- rahm ü devran bi-sükun Dert çok hem-dert yok düşma kavi tali’zebun’’
(Fuzûlî)
Anlamı:Dost pervasız,felek merhametsiz ve zaman durmadan geçiyor;dert çok, dert ortağı yok,düşman güçlü,talih zayıf

 􏰀 Söyleyiş, özentilidir. Ustalık, benzetmeler yapmak; mecazlı, sanatlı deyişler yaratmak, kalıplaşmış anlamlı sözcükleri (mazmunlar) yeniden kullanmakta görülmüştür. Bu nedenle şair, işlenen konudan çok söyleme biçimine (üsluba) önem verir.

DİL
         
 DİL NEDİR ?
􏰀 Dil,enbasittanımıylabirbildirimaracıdır.
􏰀 İnsanlararasındakiilişkilerdekullanılanjestler, mimikler, el, kol, yüz ve vücut hareketleri de toplumdan topluma az çok değişen anlatım ayrılıklarına rağmen, basit bildirim araçlarıdır.

 DİL NEDİR ?
􏰀 Dil,dilbilimcilertarafından,birtoplumuoluşturan kişilerin düşünce ve duygularının, o toplumda ses ve anlam bakımından geçerli ortak ögeler ve kurallardan yararlanılarak başkalarına aktarılmasını sağlayan çok yönlü ve gelişmiş bir sistem aracı olarak tanımlanmıştır.

 DİLİN TEMEL GÖREVLERİ ?
􏰀 Dil,kuşaktankuşağaaktarılabilenvetoplumun çeşitli özelliklerini yansıtan sosyal bir kurumdur.
􏰀 Kültürün koruyuculuğunu ve taşıyıcılığını yapan temel varlık, dildir.

 Kültür nedir ?
􏰀 Milletvarlığındasosyalakrabalıkbağınıkuranve toplum bilincini oluşturan çeşitli unsurlar ve ortak değerler vardır. Bunların hepsine birden kültür adı verilmektedir.
􏰀 Dil,kültürüntemeltaşıdır.

 DİLİN DOĞUŞU
􏰀 Bugünyeryüzündekaçdilinkonuşulduğunu,kesin bir sayı ile belirtmek güçtür.
Bu güçlük, henüz bir yazı dili durumuna gelememiş bir takım dillerin varlığından ileri gelmektedir.
Bununla birlikte dünyada yaşayan veya ölü üç binin üzerinde dil bulunmaktadır.

 􏰀 Bazıdilbilimcileregöre,dilvedilioluşturanöğeler, insanın doğadaki sesleri taklidinden doğmuştur. Yansıma Teorisi
􏰀 Kimidilbilimcileregöreise,insanlarınçeşitliolaylar karşısında gösterdikleri beden ve ruh tepkisiyle çıkardıkları ünlemlerden doğmuştur.Ünlemler Teorisi
􏰀 Bazıbilginlerise,dilindoğuşuna,ortaklaşa çalışmalar ve birlikte iş görmeler sırasında çıkarılan ritmik seslerin temel oluşturduğunu ileri sürmüşleridir.Birlikte İş Teorisi

 DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI
􏰀 Dilleriikianagruptasınıflandırırız. 􏰀 KÖKEN
􏰀 YAPI

 
 YAPILARINA GÖRE DİLLER
􏰀 A.TekHeceliDiller:Yapımveçekimekleriyoktur. Çince ve Tibetçe örnektir.
􏰀 B.EklemeliDiller:Budillerdehiçdeğişmedensabit kalan tek veya çok heceli kökler ile bunlara eklenen çeşitli ekler vardır. Kelime köklerinin başına veya sonuna eklenen ekler, anlam ve görev değişikliği yaparlar. Türkçe, Moğolca, Mançuca, Tunguzca (sondan eklemeli) örnektir.
􏰀 C.ÇekimliDiller:Budillerdedetekveyaçokheceli kökler ve ekler vardır. Yeni kelimeler türetirken ve çekim yaparken, kelime köklerindeki ünlüler değişir. Aapça örnektir.

 ANA DİL NEDİR ?
􏰀 Sesyapısı,şekilyapısıveanlambakımından birbirinden az çok farklılaşmış bulunan dil ve lehçelerin, kök bakımından bilinmeyen bir tarihte birleştikleri ortak dil.

 􏰀 Dilbilimciler,aynıdilikonuşanbirtoplum, dolayısıyla aynı dil içinde bu dilin değişik türlerinin bulunduğuna dikkat etmiş; bunlara ayrı adlar vermiştir.
􏰀 LEHÇE
􏰀 AĞIZ

 LEHÇE NEDİR ?
􏰀 Birdilinkendiiçindealtkollaraayrılması,odilin lehçelerini oluşturur. Bu itibarla, lehçeler, coğrafi ve sosyal ayrılıklar dolayısıyla, bir dilin ses yapısı, şekil yapısı ve kelime hazinesi bakımından, zamanla birbirinden az çok ayrılmış olan dallarına verilen addır.

 LEHÇE NEDİR ?
Çok geniş bir coğrafi alana yayılmış olan Türkçe, lehçe dallanmasının belirgin örneklerini verebilmektedir
Çuvaşça ve Yakutça

 AĞIZ NEDİR ?
􏰀 Lehçedendahaküçükbölgelereözgüolanvedaha küçük farklar gösteren dil türüne ise, ağız denir.
􏰀 Ağızlar,lehçelerinkonuşmadilinedayanan kolcuklarıdır. (Manisa ağzı, Muğla ağzı, Kastamonu ağzı, Kars ağzı vb.)

 􏰀 KonuşmaDili:Birulusundilbirliğininyazıyla ilişkili olmayan ve çeşitli söyleyiş özellikleri taşıyan yönüdür.
􏰀 YazıDili:Ortakdilin,yazışmalardakullanılması, okul kitaplarının, bilim ve sanat yapıtlarının bununla yazılması sonucunda ortaya çıkan yazılı dile ise, yazı dili denir. İstanbul ağzı üzerine kurulan yazılı dil, hem ortak dilimiz hem de yazı ve edebiyat dilimizdir.

 􏰀 Argo:Toplumiçindebirkesiminyadaöbeklerin farklı bir biçimde anlaşmayı sağlamak amacıyla oluşturduğu özel bir dildir. Okul argosu, kışla argosu, gemici argosu vb.
Jargon: Aynı meslek veya topluluktaki insanların ortak dilden ayrı olarak kullandıkları özel dil veya söz dağarcığı
"Tıp jargonu."

 KAYNAKÇA
􏰀 ÇANKAYAÜNİVERSİTESİTÜRKDİLİBİRİMİ,Dil nedir ? ( http://turk101.cankaya.edu.tr)
􏰀 TDK
􏰀 Prof.Dr.MuharremErgin,TürkDilBilgisi,Bayrak Basım, İstanbul, 2008, s. 3 Konuşma Dili, Yazı Dili
 BEYİTLERLE KURULAN NAZIM BİÇİMLERİ
 
 .
BEYİT
Beyt Arapça'da "çadır, ev, oda" anlamlarındadır. Nazmda iki mısra bir beyti oluşturur. Beytin ilk mısra'ına Sadr, ikincisine Acûz denir. Bir beytin mısraın birleşmesi gerekli, ama yeterli değildir. Ayrı vezinlerde iki mısra bir beyit halinde birleşemez. Beyt eski kitaplarda çok kere "şi'r" ile eşanlamlı kullanılmıştır.
İki mısra'ı birbirine kafiyeli olan beyitlere Mukaffa, Musarrâ veya Matla'; mısraları kafiyeli olmayan beyitlere de Müfred ya da Ferd" adı verilir:
-Dağıtdun hâb-ı nâz-ı yârı ey feryâd neylersün
-Edüp fitneyle dünyâyı harâb-âbâd neylersün (Şeyhülislâm Bahâyi)
-Meyhâne mukassi görinür taşradan ammâ
-Bir başka ferah başka letâfet var içinde (Nedim)
Yukandaki beyitlerden birincisi matla', ikincisi ise mısraları kafiyeli olmadığı için müfred'dir


 A) BEYİTLERLE KURULAN NAZIM BİÇİMLERİ
•Divan şiirindeki bütün nazım biçimleri "mısra" adı verilen en küçük nazım biriminden doğmuştur.
•Mısranın terim anlamı şu şekildedir: Aruz vezniyle söylenmiş bir beytin yarısıdır.
•Beyit ise aruz vezniyle yazılmış iki mısralık nazım biriminin adıdır. Kelime anlamı olarak "çadır, oda, ev" gibi anlamlara gelir.
•Bir beytin ilk mısrasına sadr, ikinci mısraya ise acuz adı verilir. İki mısranın beyit oluşturabilmesi için temel kriter "vezin birliği"dir.

 1. GAZEL
Gazel Nazım Biçiminin Özellikleri:
-En az beş en fazla on beş beyitten oluşan, en yaygın lirik şiir türüdür.
-Aruzun her kalıbıyla yazılabilir.
-Âşk, şarap, ayrılık, hasret, zamandan yakınma, felsefi-didaktik düşünceler, din ve tasavvuf gibi konular bu nazım biçimiyle ele alınır.
-Uyak düzeni "aa, ba, ca, da, ..." biçimindedir.
-İlk beyitine "matla", ikinci beyitine "hüsn-i matla"; son beyitine "makta" veya "taç beyit", ondan bir öncekine "hüsn-i makta" denir.
-En güzel beyitine de "beyt-ül gazel" denir.
-Şairin adı veya mahlası son beyitte geçer.
-Gazeller redifleriyle adlandırılır.
-Konu bakımından Halk şiirindeki koşmaya benzer.
-Gazellerde genellikle her beyit farklı konudan söz eder. Konu birliği yoktur.
-Konu birliği görülen gazellere "yek-ahenk gazel" denir. Bütün beyitleri aynı güzellikte olan gazellere "yek-avaz gazel" denir.
-Dize ortalarında iç uyaklı olan ve dörtlük haline getirilebilen gazellere "musammat gazel" denir.
- Divan şiirinde en ünlü gazel şairleri şunlardır: "Fuzuli, Nabi, Nedim, Baki, Naili"
   

 2. KASİDE
Kaside Nazım Biçiminin Özellikleri:
En az otuz üç, en fazla doksan dokuz beyitten oluşan kaside din ve devlet büyüklerini övmek ya da yermek amacıyla yazılan şiirlerdir.
Aruzun değişik kalıplarıyla yazılır.
Uyak düzeni gazele benzer: "aa / ba / ca / da /ea"
Gazelde olduğu gibi ilk beyte "matla", son beyte "makta", en güzel beyte "beyt-ül kasid", şairin adı veya mahlasının geçtiği beyte "taç beyit" denir.
Kasideler adını rediflerinden, uyaklarındaki son ünsüzden veya nesib bölümündeki tasvirlerden alır.
En ünlü kaside şairleri şunlardır: "Nefi, Nedim, Fuzuli, Baki..."
Kasidenin Bölümleri:
Nesib - Teşbib: Bu bölümde kasideyle ilgisi olmayan tasvirler yapılır (yaz, taş, saray, bahar, bahçe...).
Girizgâh: Asıl konuya giriş bölümüdür. Bir veya birkaç beyitten oluşur.
Methiye: Allah'ın, peygamberin, padişahın veya önde gelen kişilerin övüldüğü bölümdür. Fahriye: Şairin kendini övdüğü bölümdür.
Tegazzül: Kasidenin ölçüsüne uygun olarak araya sıkıştırılan gazeldir. Dua: Bu bölümde kasidenin sunulduğu kişiye sağlık ve zenginlik dilenir. Not: "Fahriye" ve "tegazzül" her kasidede bulunmayabilir.

 Konularına Göre Kasideler:
Tevhid: Allah'ın birliğini, varlığını anlatan kasidelerdir.
Münacaat: Allah'a yakarışı dile getiren kasidelerdir.
Naat: Peygamberi öven kasidelerdir.
Medhiye: Devrin önde gelen kişilerini; din ve devlet adamlarını öven kasidelerdir. Hicviye: Devrin yöneticilerini yermek için yazılan kasidelerdir.
Mersiye: Önemli birinin ölümünden duyulan acıyı dile getiren kasidelerdir. Cülûsiyye: Padişahın tahta oturması münasebetiyle yazılan kasidelerdir. Sûriyye: Düğün ya da sünnet gibi şenlikleri ele alan kasidelerdir.

 3. MÜSTEZAT
Müstezat Nazım Biçiminin Özellikleri:
Artmış, çoğalmış demektir. Gazelin her dizesine, kullanılan ölçüye uymak koşuluyla bir kısa dize eklenerek oluşturulan nazım biçimidir.
Kısa dizelere "ziyade" adı verilir.
Kısa ve uzun dizeler arasında anlam ilişkisi vardır.
Uzun dizeler kendi aralannda, kısa dizeler de kendi aralarında uyaklanır.
 
 4. KIT'A
Kıt'a Nazım Şeklinin Özellikleri:
Parça, bölüm anlamı taşır.
-Aruzun her kalıbıyla yazılabilir.
-En az 2 en fazla 12 beyitten oluşur.
-Dört beyitten fazla olan kıt'alara "kıta-ı kebire" denir. -Uyak düzeni xa/xa/xa/xa... şeklindedir.
-Genellikle "matla" ve "makta" beyti yoktur.
Kalem olasın eli ol katib-i bed-tahririn Ki fesad-ı rakamı surumuzu şıhr eyler Gâh bir harf sukutuyla eder nadiri nar Gah bir nokta kusuruyla gözü kör eyler
F u zû lî

 5. MESNEVİ
Mesnevi Nazım Biçiminin Özellikleri:
Fars edebiyatından alınan bir nazım biçimidir.
Her beyit kendi arasında uyaklıdır. "aa / bb / cc / dd..."
Divan edebiyatının en uzun nazım biçimidir. Hikâye ve romanın işlevini görür.
Aruzun kısa kalıplanyla yazılır.
Aşk, tasavvuf, kahramanlık, savaş gibi konuları işler.
Beyitler arasında anlamca bir bütünlük vardır.
Bir şairin beş mesneviden oluşan eserler bütününe "hamse" denir. Edebiyatımızda "Ali Şir Nevai, Taşlıcalı Yahya, Nevizade Atayi" hamse sahibi şairlerdir.
Edebiyatımızda ilk mesnevi Yusuf Has Hacip'in "Kutadgu Bilig' adlı eseridir. Eser, aruzun kullanıldığı ilk eserdir.
Türk Edebiyatının Önemli Mesnevileri:
•Kutadgu Bilig (Yusuf Has Hacip) •İskendername (Ahmedi) •Vesilet-ün Necat (Süleyman Çelebi) •Harnârne (Şeyhi)
•Leyla vü Mecnun (Fuzuli) •Hüsrev-ü Şirin (Şeyhi) •Hüsn-ü Aşk (Şeyh Galip)
   
 1. Seherden seyre vardum murgzâra Hezârân murg gördüm geldi zara
2. Gül ü lâleyle zeyn olmış çemenler Oyuna girdi gönlekcek semenler
3. Çü gördüm nakş-ı Erjeng oldı sahra Edüp bir nice rengîn şi'r peyda
4. Kadem basdum izâr-ı mihr ü mâha Ki tâ erdüm cenâb-ı Pâdişâha
5. Yüzüm sürüp çemenler gibi hâke Du'âlar eyledüm ol zât-ı pâke
6. Oluban bîd bergi gibi lerzân Nihâl-i erguvan-veş derledüm kan
7. Sunup bu nazmı dest-i Şehriyâra Gül-i sad-bergi irgürdüm bahara
(Hayalî Bey)



 
  ÂŞIK TARZI HALK EDEBİYATI

 AŞIKLIK GELENEĞİ
 
 ÂŞIK EDEBİYATININ ÖZELLİKLERİ
• Aşıkveyaozanlartarafından • Sazeşliğinde
• Cönk
• Halkdili
• Nazım birimi dörtlük
• Nazım şekilleri koşma, semai, destan, varsağı • 7'li, 8'li ve 11'li hece ölçüsü
 
 • Konuolarakaşk,tabiat,gurbet,ayrılık,ölüm,özlem,kıskançlık,yiğitlik,toplumun sorunları, insan davranışları, bunlarla ilgili eleştirileri barındırma
• İşlenenkonularagöre"koçaklama,güzelleme,taşlama,ağıt"
• Yarım ve cinaslı kafiye
• Benzetme (teşbih) ve kişileştirme (teşhis) dışında edebi sanatlara fazla yer yok
• Kalıplaşmışbenzetmeler
• Mahlas
 
 ÂŞIK EDEBİYATI'NIN YÜZYILLARA GÖRE EN ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ
• 16. yüzyıl: Köroğlu, Kul Mehmet, Aşık Garip, Aşık Kerem
 
 • 17.yüzyıl: Karacaoğlan, Kayıkçı Kul Mustafa, Aşık Ömer, Kuloğlu, Ercişli Emrah
 
  • 18.yüzyıl: Gevheri
 
 • 19.yüzyıl: Dertli, Dadaloğlu, Erzurumlu Emrah, Bayburtlu Zihni, Seyrani, Ruhsati
 
 • 20.yüzyıl: Âşık Veysel, Âşık Ali İzze, Âşık Murat Çobanoğlu, Âşık Reyhanî, Âşık Şeref Taşlıova.
 
 ÂŞIK EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ
KOŞMA
Eğer benim ile gitmek dilersen Eğlen güzel yaz olsun da gidelim Bizim iller kıraçlıdır aşılmaz Yollar çamu kurusun da gidelim ...... ...... .....
Karac’oğlan der ki buna ne fayda Hiç rağbet kalmadı yoksula bayda Bu ayda olmazsa gelecek ayda Onbir ayın birisinde gidelim
 
 DESTAN
Esnaf Destanı
Nalbant oldum kırdım nalın çoğunu
Bir katır nalladım dinle oyunu Meğer acemiymiş bilmem huyunu Çenemi teptirdim nalın sökerken
Manav oldum elma armut tez çürür Cambaz oldum ip üstünde kim yürür Kasap oldum her gün gözüm kan görür Yüreğim bayıldı kana bakaraken
 
 İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye değmelerin
Dedil gönül abdal olmuş Gezer Elif Elif diye
Karac’oğlan eğmelerin Gönül sevmez
İliklemiş düğmelerin Çözer Elif Elif diye.
SEMÂİ
 
 VARSAĞI
Bre ağalar bre beyler Ölmeden bir dem sürelim Gözümüze kara toprak Dolmadan bir dem sürelim Behey elâ gözlü dilber Vaktin geçer demedim mi Harami olmuş gözlerin Beller keser demedim mi Karacoğlan
 
 GÜZELLEME
Yokuşa yukarı kekli sekişli İnişe aşağı tavşan büküşlü Düşmanın görünce şahin bakışlı Kuğuya benziyor boynu kıratın
Köroğlu
 
 TAŞLAMA
Ormanda büyüyen adam azgını Çarşıda pazarda insan beğenmez Medres kaçkını softa bozgunu Selam vermek için kesan beğenmez
Kazak Abdal
 
 KOÇAKLAMA
Köroğluyum medhim merde yeğine Koç yiğit değişmez cengi düğüne Sere serpe gider düşman önüne Ölümü karşılar meydan içinde
 
 AĞIT
Civan da canına böyle kıyar mı Hasta başın taş yastığa koyar mı Ergen kıza beyaz bezler uyar mı Al giy allı balam şalların hani
Hıfzi
 
 KAYNAKÇA
• http://www.diledebiyat.net/turk-edebiyati-tarihi/islamiyetin-etkisindeki-turk-edebiyati/
halk-edebiyati/asik-tarzi-halk-edebiyatinin-genel-ozellikleri
• https://www.edebiyatogretmeni.org/asik-tarzi-halk-siiri/
• https://www.turkedebiyati.org/asik_edebiyati.html
• http://www.edebibilgiler.com/documents/asik_tarzi_halk_edebiyati.html
     
  ANONİM HALK EDEBİYATI

 • Kimtarafındansöylendiğibilinmeyenhalkınortakmalısayılanürünlerin oluşturduğu edebiyattır.
• Sözlügeleneğedayanır.
• Diliyalın,akıcıbirhalkTürkçesidir.
• Şiirdeheceölçüsükullanılır.Ençok11’liheceölçüsükullanılmıştır.
• Somutvegerçeklerleiçiçebiredebiyattır.
• Anonim halk edebiyatı ürünleri; “Mani, ninni, türkü, destan, tekerleme, bilmece, masal, atasözleri, halk hikâyeleri, karagöz ve orta oyunu” vb.
• Buürünlerde“ölüm,aşk,hasret,yiğitlik,sılaözlemi,toplumsal aksaklıklar” gibi tüm insanlığı ilgilendiren konular işlenir.
• Mecazlaravediğersözsanatlarınafazlayerverilmez.
 
 MANİ
• Tekdörtlüktenoluşur,çokçeşitlikonularıişleyebilir.
• Aşk, sevgi, yiğitlik, evlat sevgisi, toplum olayları ve ölüm gibi temaları işleyen bir türdür. • Hecenin 7’li kalıbı ile söylenir.
• İlk iki dize hazırlıktır; yani doldurmadır.
• Asıl maksat son iki dizelerde söylenir.
• Kafiye örgüsü aaxa şeklindedir.
• Dört dizeden fazla olan maniler de vardır.
 
 DÜZ MANİ:
• Yedişer heceli dört dizeden oluşur. Kafiyeleri çoğunlukla cinassızdır.
Uzaktır seçilmiyor Gönüldür geçilmiyor Gönül bir top ibrişim Dolaşmış açılmıyor
 
 KESİK MANİ:
İlk dizesi yedi heceden az olan anlamlı ya da anlamsız bir sözcük grubu olan maniler. Bu kesik dize sadece kafiyeyi hazırlar
Bunlara “cinaslı mani” de denir.
Yara sızlar
Ok değmiş yara sızlar Yaralının halinden
Ne bilsin yarasızlar
Güle naz
Bülbül eyler güle naz Girdim bir dost bağına Ağlayan çok gülen az
 
 YEDEKLİ (ARTIK) MANİ:
Düz maninin sonuna aynı kafiyede iki dize daha eklenerek söylenen maniler. Cinaslı kafiye kullanılmaz, birinci dizeleri anlamlıdır. Yedekli maniye artık mani de denir.
Ağlarım çağlar gibi Derdim var dağlar gibi Ciğerden yaralıyım Gülerim sağlar gibi Her gelen bir gül ister Sahipsiz bağlar gibi
 
 NİNNİ
• Annelerinçocuklarınıuyutmakiçin belli bir ezgi ile söylediği sözlü edebiyat ürünüdür. Anne çocuğuna ilişkin isteklerini, iyi dileklerini, kendi sevincini, üzüntülerini anlatır.
 
 DEYİŞ
• İki kişinin karşılıklı söylediği manilerdir. Soru yanıt şeklinde düzenlenir. Bir başka kişinin ağzındanmış gibi aktarıldığı şekilleri de vardır.
 
 DEYİŞ
Altınım alma beni, Dillere salma beni, Götür sarrafa göster
Kalp isem alma beni
Bayırda harmanım var
Sultandan fermanım var
Yiğit isen gel bana Derdine dermanım var.
Altınsın aldım seni, Dillere saldım seni, Sarraf seni neylesin, Beğendim aldım seni.
 Bayırda harman olmaz Sultandan ferman olmaz Ben her kıza gelemem Her kızda derman olmaz.
 
 TÜRKÜ
• Türlü ezgilerle söylenen anonim halk şiiri nazım biçimidir. Söyleyeni belli olan türküler de vardır. Halk edebiyatının en zengin alanıdır. Anadolu halkı bütün acılarını ve sevinçlerini türkülerle dile getirmiştir.
Halkın derdini, neşesini, dünya görüşünü yansıtır. Hecenin değişik kalıplarıyla oluşturulur. Belli bir ezgi ile söylenir. Türkülerin ilk söyleyeni zamanla unutulmuştur. Kuşaktan kuşağa ve yöreden yöreye aktarılırken gerek içeriğinde gerek yapısında değişiklikler meydana gelmiştir.
 
 • Türkülerinözelliklerişunlardır:
• Türküikibölümdenoluşur.Birincibölümasılsözlerinbulunduğubölümdürkibuna“bent’ adı verilir. İkinci bölüm ise bentlerin sonunda yinelenen nakarattır. Bu bölüme bağlama” ya da “kavuştak denir. Bentler ve kavuştaklar kendi aralarında kafiyelenir.
• Türküler,heceölçüsününherkalıbıylasöylenir.Dahaçok,yedili,sekizli,onbirlihece ölçüleri kullanılır.
• Herkonudatürküsöylenebilir.Bunlararasındaelbetteaşk,hasretilksırayıalır.
• Halkarasındaheyecanuyandıranolaylarlailgiliyakılantürkülerbestelenir,zamanla
yurdun her köşesine yayılır.
• Türkü, bölgelere, konularına, ezgilerine göre değişik isimler alır.
• Türkülerikesinayrımasokmakgüçtür.
• Bir yörede yakılan türkü diğer bir yöreye şekli ve söyleniş biçimi değişerek geçebilir. Böylece türkü halka mal olur.
 
 Ezgilerine göre Türküler
a. Usulsüzler: Bunlara uzun hava da denir. Divan, bozlak, hoyrat, kayabaşı, Çukurova gibi çeşitleri vardır.
b. Usullüler: Ölçüsü ve ritmi belli olanlardır. Bunlara kırık hava da denir. Zeybekler, halaylar, barlar, horonlar, kaşık havaları... usullü türküleri oluşturur.
Konularına Göre Türküler
a. Ninniler: Ninni, annenin çocuğunu kucağında, salıncakta ya da beşikte uyutmak için kendine özgü bir besteyle söylediği basit sözlü türküdür. b. Çocuk Türküleri: Çocuklara, iyi duygu ve düşünceleri aşılamak için söylenen türkülerdir.
c. Doğa Türküleri: Yaylalar, dağlar, ormanlar, kuşlar, çiçekler gibi türlü doğa varlıklarını konu alan türkülerdir.
d. Aşk Türküleri: Aşk duygularını, sevgiliye kavuşmayı, ayrılığı dile getiren içli türkülerdir.
e. Kahramanlık ve Askerlik Türküleri: Savaş, göç, akın gibi olayları yiğitçe bir üslupla anlatan türkülerdir. f. Tören Türküleri: Kına gecesi, nişan, düğün gibi törenlerde okunan türkülerdir.
g. İş Türküleri: Toplu olarak bahçede, bağda, bostanda, tarlada çalışırken söylenen türkülerdir.
h. Karşılıklı Türküler: İki kişinin karşılıklı olarak belli bir konu üzerinde söylediği türkülerdir.
i. Ölüm Türküleri: Genç yaşta hastalık, cinayet, kaza gibi nedenlerle ölenler için yakılan türkülerdir. j. Oyun Türküleri: Besteleri, oyun hareketlerine ve figürlerine uygun türkülerdir.
 
 AĞITLAR
Sevilen bir kişinin ölümünden duyulan üzüntüyü dile getiren ve her zaman bir ezgiyle söylenen şiirlerdir.
Ağıtlar, aslında bir türkü çeşididir.
 
 • Çeyizim sandıkta basılı kaldı
• Kınalar ellerde yakılı kaldı
• Bayrağım ağaçta asılı kaldı
• Düğünüm mahşere kaldı neyleyim? • Babam resmimi de duvara assın
• Yavrum dedikçe de resmime baksın • Ilıdı suyum da getirin tasın
• Düğünüm mahşere kaldı neyleyim?
 
 DESTAN
• Destan kahramanların olağanüstü serüvenlerini ve yiğitliklerini, coşkulu bir üslupla anlatan koşuk biçimindeki uzun öyküye denir. Edebiyatın bilinen en eski türlerinden biri olan destan töre ve geleneklerin kuşaktan kuşağa geçmesini sağlamıştır.
• Halkedebiyatındaolayanlatımınaenelverişlitürdestandır.Destanlarherşeyden önce toplumsal tepkiyi dile getirir, önceleri toplumu yakından ilgilendiren savaş, ayaklanma,kıtlık,deprem,yangın gibi trajik ve dramatik olaylar konu edilmiştir.
• TarihteilkdestanSümerlereaittir.İÖ2000’deSümerdilindeyazılmışolanbudestan, büyük olasılıkla İÖ 3000’de Mezopotamya’da yaşamış,ölümsüzlüğün peşindeki Gılgamış adlı bir kralın öyküsüdür.
Destanlar dörtlük esası üzerine düzenlenmiştir. Dörtlük sayısı sınırlı değildir.Hece ölçüsünü 11’li kalıbıyla söylenir.
 
 İSLAMİYETTEN ÖNCEKİ TÜRK DESTANLARINA ÖRNEK
• YaratılışDestanı
• AlpErTungaDestanı
• OğuzKağanDestanı
• Attila Destanı
• ErgenekonDestanı
• Bozkurt Destanı
İSLAMİYETTEN SONRAKİ TÜRK DESTANLARINA ÖRNEK • ManasDestanı
• CengizHanDestanı(Cengiz-Name)
• DanişmendGaziDestanı(Danişmend-Name)
• BattalGaziDestanı(Battal-Name)
• KöroğluDestanı
             
 MASAL
• Bütünüylehayalürünüolan,genellikleolağanüstüolaylara,zamanzamanda doğa üstü varlıklara(cin,peri,dev,vb.)yer verilen olayları çoklukla belirli olmayan bir yerde(masal ülkesinde),belirli olmayan bir zamanda(evvel zaman içinde) geçen ve ağızdan ağza, kuşaktan kuşağa anlatılarak sürüp giden bir anlatı türüdür. Hayali, düşsel bir anlatı olmanın yanı sıra, bir edebi tür kimliğine kavuşan masal türü(fabl),anlatıyla pratik ahlak dersini bize bir örnek olarak sunar. Şiir ya da düz yazıyla çoğu kez hayvanları ya da cansız varlıkları ele alır. Bu yanıyla da alegori çerçevesine girer. Böylelikle de yani bilinçli ve hesaplı bir insanbiçimciliğe dayanması bakımından mitten ayrılır ve görüleni evrenselleştirmenin bir aracı olur ve karşılaştığımız pratik durumlar üzerine bir derse dönüşür. Bu alegori özelliği masalı oluşturan iki koşulu belirler:dersin konusu olan belirli olay uydurulmuş gibi görünmemeli ve her an karşılaşabileceğimiz sıradan bir olay gibi algılanmalıdır.
 
 ATASÖZÜ
• Uzun deneyim ve gözlem ürünü olan, topluma öğüt vererek doğru yolu göstermeye çalışan kısa özlü sözlerdir.
• ÖRNEK:
• Bol zamanda dar harcanan, dar zamanda bol harcanır.
• Acıacıyıkeser,susancıyı
• Acıklıbaştaakılolmaz
• Acıyanuyumuş,acıkanuyumamış
• Açılansolar,ağlayangüler
• Açneyemez,toknedemez
• Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü
 
 BİLMECE
• Birvarlıkyadanesneninadınıanmadannitelikleriniüstükapalıbirbiçimdeovarlığı buldurmayı amaçlayan sözlerdir.
• ÖRNEK:
Elimde bir tane
İçinde bin tane”(Nar)
Manisa’dan, Tire’den, şimdi geçti buradan.(Rüzgar). Burdan vurdum kılıcı, Halep’ten çıktı ucu. (Şimşek)
 
 TEKERLEME
Sözlüklerde "ağızda yuvarlanan söz, saçma sapan söz, eşsesli kelimelerle kurulu konuşma" anlamlarına gelen tekerleme; masal, öykü, bilmece, halk tiyatrosu gibi bazı edebi türler içinde veya bağımsız olarak söylenen ölçülü ve kafiyeli sözlerdir.
PORTAKAL
• Portakalı soydum,
• Başucumakoydum.
• Ben bir yalan uydurdum, • Dumadumadum.
• Dumadumadum.
• Öğretmeni kandırdım,
• Kandırdım
 
 FIKRA
Güldürürken düşündürmeyi amaçlayan kısa, nükteli sözler.
• Hoca akşamleyin eve doğru yürürken, baklava seven bir köylüyle karşılaşır. • -Hoca, kısa bir süre önce bir adam büyük bir tepsi baklava götürüyordu...
• -Beni ilgilendirmez!
• -Fakat adam tepsiyi sizin eve götürüyordu
• -Ozamanseniilgilendirmez!
 
 KAYNAKÇA:
• https://www.liseedebiyat.com/ders- • https://www.turkedebiyati.org/ notlari/31-9-sinif-tuerk- anonim_halk_edebiyati.html edebyati10/2007-man-cetlerne-
oernekler.html
https://www.edebiyatogretmeni.org/anonim-halk-edebiyati/
 
 TEŞEKKÜRLER
 
  İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI

  Başlangıcından, İslamiyetin edebiyatımızı etkilemeye başladığı XI. yüzyıla kadar ki dönemi kapsar. Sözlü ve yazılı edebiyat olmak üzere iki kolda ilerlemiştir.

  a) Sözlü Edebiyat
Türklerin yazıyı kullanmasından önceki dönemleri kapsar. Kuşaktan kuşağa, kulaktan kulağa geçerek günümüze kadar gelmiştir.
Sözlü Edebiyat Özellikleri:
1. İlk manzumeler yuğ, sığır ve şölen adı verilen dinsel törenlerden doğmuştur.
2. Kahramanlık konuları destanlarla; aşk ve doğa konuları ise koşuklarla aktarılır.
3. Manzumeler, ulusal ölçümüz olan hece ölçüsüyle ve arı Türkçeyle söylenmiştir.
4. Nazım birimi olarak dörtlük kullanılmıştır.
5. Yarım uyak temel tutulmuştur.
6. Anonim olup şiir ile musiki iç içedir.
7. Ozanlar, önce hekimlik, büyücülük, rahiplik gibi meslekleri üstlerinde toplamışlar ve toplumun üstün kişileri sayılmışlardır. Bu ozanlara “şaman, baksı, kam, ozan, oyun” gibi adlar verilirdi.

  SÖZLÜ EDEBİYAT DÖNEMİ ÜRÜNLERİ
Sagu Sav Koşuk Destan

  SAGU
 Eski Türklerde sevilen, sayılan bir kişinin ölümünden sonra düzenlenen cenaze törenine "yuğ töreni", bu törenlerde söylenen şiirlere "sagu" adı verilirdi.
Ölen kişinin yiğitliğini, yaptığı işleri, değerini anlatan, ölümünden doğan acıyı dile getiren bu şiirler bir tür ağıttır. Destan özelliği de gösteren sagularda geniş doğa tasvirlerine rastlanır.

  Günümüz Türkçesiyle
Alp Er Tuna öldü mü?
Kötü dünya kaldı mı?
Felek (böylece) öcünü aldı mı?
Şimdi yürek(ler onun ölümünün acısı ile) yırtılır
Felek fırsat gözetti Gizli tuzak uzattı Beyler beyini şaşırttı Kaçan nasıl kurtulur
Erler kurt gibi uludular Bağrışıp yakalarını yırttılar Islıklaşmış sesle ağıt yaktılar Göz yaşlarla örtülür
 Alp Er Tunga öldi mü İsiz ajun kaldı mu Ödlek öçin aldı mu Emdi yürek yırtılur
Ödlek yırag közetti Ogrı tuzak uzattı Begler begin azıttı Kaçan kalı kurtulur
Ulşıp eren börleyü Yırtıp yaka urlayu Sıkrıp üni yurlayu Sıgtap közi örtülür

  SAV
 Sav, İslamiyet öncesi Türk edebiyatında atasözünün karşılığıdır. Bir düşünceyi, bir deneyimi, bir öğüdü, en az sözcükle kısaca anlatan kalıplardır. Biçim olarak bir düz yazı tümcesi veya bir şiir dizesi gibi olabilirler.
İslamiyet öncesi Türk edebiyatına ait savların kimileri küçük ses değişiklikleriyle, Türkçede bugün de yaşamaktadır.
 1. Kurt komşusunu yemez.
2. Tembele bulut yük olur.
3. Dağ dağa kavuşmaz, kişi kişiye kavuşur.
4. Yılan kendi eğrisini bilmez, deve boynun eğri der.
5. Kanı kanla yıkamazlar
1. Böri koşnısın yimes.
2. Ermegüke bulıt yük bolır.
3. Tag taga kavuşmas, kiş kişike kavuşur. 4. Yılan kendi egrisin bilmes, tefi boynın eğritir.
5. Kanıg kan bile yumas.
 
  KOŞUK
Türkler, İslamiyet öncesi belli dönemlerde, “sığır töreni” adı verilen av törenlerinde, “şölen” adı verilen kurban törenlerinde ziyafetler ve yenilgi ile biten savaşlar sonunda, bir araya gelerek eğlenirdi. Bu eğlencelerde söylenen çoklukla aşk, doğa ve yiğitlik konularını işleyen şiirlere “koşuk” adı verilir.

  Günümüz Türkçesi
Kızıl ve sarı (renkli çiçekler) ardı ardına yerden bitiyor
Mor ile yeşil yüz yüze geliyor
(Ve) birbirlerine sarılıyorlar
İnsan (bu renk cümbüşünü görünce) hayretler içinde kalıyor
Yamaçlar ve tepeler yeşerdi
Kuru otlarını gizleyip (tazelerini çıkardılar) Göllerin suyunu taşırdılar
Sığırlar ve boğalar (sevinçlerinden) böğrüşüyorlar
(Bahar) yaban eşeklerini iyice coşturdu Dağ keçilerini ve geyikleri (hep) bir araya getirdi
(Bunlar otlamak için) yaylalara doğru yöneldiler
Sıra sıra dizilip (sevinçlerinden) hoplayıp zıplıyorlar
 Kızıl sarığ arkaşıp Vipgin yaşıl yüzkeşip Bir bir-gerü yörgeşip Valnguk anı tanglaşur
Alın töpü yaşardı
Urut otın yaşurdı Köl-ning suvın küşerdi Sığır buka möngreşür
Kulan tükel komıttı Arkar sukak yumuttı Vaylağ tapa emitti Tiziğ turup sekrişür

  DESTAN
 Milletlerin yaşadıkları tarihî olayların efsanevî ve mitolojik unsurlarla yoğrularak oluşturduğu millî karakter taşıyan uzun manzum eserlerdir.
  Yaratılış Destanı
 Siyempi Destanı
 Alp Er Tunga Destanı (İ.Ö. 7.yy)  Şu Destanı (İ.Ö. 4.yy)
 Oğuz Kağan Destanı (İ.Ö. 4.yy)  Atilla Destanı
 Bozkurt Destanı (İ.Ö. 2.yy)
 Ergenekon Destanı (İ.Ö. 7-8.yy)  Uygur Destanları
 Türeyiş Destanı (8-9.yy)
 Göç Destanı (8-9.yy)

  b) Yazılı Edebiyat
Türkler arasında yazının nasıl ve ne zaman başladığı kesin olarak bilinmemektedir. Tarih kaynakları IV. yüzyıldan itibaren Türkler’in yazıları olduğunu bildiriyorsa da elimizde örnek yoktur.
Yazılı Edebiyat Özellikleri:
1. İki tür dil kullanılmıştır: Göktürkçe (Kuzey Türk lehçesi), Uygurca (Güney Türk lehçesi).
2. İki tür anlatım yolu izlenmiştir: Halk diliyle anlatım, sanatlı ve söylev diliyle anlatımdır.
3. İki tür yazı kullanılmıştır: Göktürk yazısı, Uygur yazısı.
4. İki konuda yapıtlar verilmiştir: Edebiyat geleneklerine bağlı olarak din dışı konularda, dinsel konularda.
5. Manzumelerde hece ölçüsü ve çoğunlukla yarım uyak kullanılmıştır.
6. Bazı yapıtlarda aliterasyonlar kullanılmıştır.
7. Atasözleri ve bazı destanlar bu dönemde yazıya geçirilmiştir.
8. Elimizdeki en eski metinler VIII. yüzyılda yazılan Orhun Yazıtları‘dır.

  ORHUN YAZITLARI
 II. Göktürk Devleti’ne aittir.En önemlileri Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk yazıtlarıdır. Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarının yazıcısı Kül Tigin’in yeğeni Yollug Tigin’dir ve bu yazıtlar hükümdarların ölümleri üzerine yazılmıştır.
Kül Tigin anıtında hükümdarın ölümü ve yas töreni, Bilge Kağan yazıtında Bilge Kağan’ın kahramanlıkları, Türk halkına mesajları ve kendisinin devleti nasıl büyüttüğü anlatılmaktadır.
Tonyukuk anıtını Tonyukuk kendisi diktirmiştir. Bu taşta Türklerin Çin esaretinden nasıl kurtuldukları, diğer millet ve boylarla yapılan savaşlar ve bu olaylarda Bilge Tonyukuk’un neler yaptığı anlatılmaktadır. Türk edebiyatının ilk hatıra eseridir diyebiliriz.

  KAYNAKLAR
 https://www.liseedebiyat.com/ders-notlari/31-9-sinif-tuerk- edebyati10/1732-sagu.html?showall=1
 https://www.turkedebiyati.org/sav.html
 http://www.nkfu.com/kosuk-ornekleri/
 https://www.liseedebiyat.com/edebiyat-terimleri/359-k-terimler/4756-
kosuk-nedir.html
 https://www.turkedebiyati.org/destanlar/
 http://yumurtaliekmek.com/orhun-yazitlari-nedir-orhun-yazitlari-hakkinda-
kisa-bilgiler/
       
 TEŞEKKÜRLER.

 HALK EDEBİYATI
 
 HALK EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ
  􏰀
İslamiyetten önceki edebiyatımızın İslam uygarlığı içindeki biçimidir. Bir anlamda sözlü edebiyat dönemimizin gelişmiş biçimi olarak düşünebiliriz.
Halk edebiyatı ürünleri yazılı değildir. Müzik eşliğinde sözlü olarak oluşur.
Şiir egemen türdür
Şiirlerde başlık yoktur, biçimiyle adlandırılır. Nazım birimi dörtlüktür.
Ölçü, hece ölçüsüdür, En çok yedili, sekizli, onbirli kalıplar kullanılmıştır
􏰀
􏰀 􏰀 􏰀 􏰀

 HALK EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ
  􏰀
􏰀 􏰀
Şiirler hazırlıksız söylendiğinden genellikle yarım kafiye ve redif kullanılmıştır.
Dil halkın konuştuğu günlük konuşma dilidir.
Halk edebiyatı gözleme dayalıdır. Benzetmeler, somut kavramlardan yararlanılarak yapılır. Söyledikleri her şey gerçek yaşamdan alınmadır, dolayısıyla şiirlerde somutluk hâkimdir.
Halk şairlerinin hayat hikâyeleri ve şiirleri cönk adı verilen eserlerde toplanmıştır.
􏰀

   􏰀 􏰀 􏰀
HALK EDEBİYATI ÜÇ BAŞLIK ALTINDA İNCELENİR:
Anonim Halk Edebiyatı
Âşık Tarzı Halk Edebiyatı Dini-Tasavvufi (Tekke) Halk Edebiyatı
 
 ANONİM HALK EDEBİYATI 􏰀 1-HALK HİKAYELERİ:
􏰀 AşkHikâyeleri:KeremileAslı,TahirileZühre, Arzu ile Kamber, Ferhat ile Şirin...
􏰀 KahramanlıkHikâyeleri:Köroğlu,BattalGazi...
􏰀 Dini-TarihiHalkHikâyeleri:HayberKalesi,Kan
Kalesi...
􏰀 DestansıHalkHikâyeleri:DedeKorkutHikâyeleri
 
   􏰀 2-EFSANE:
􏰀 Tarihle,kişilerle,diniolaylarlailgilihalkınürettiği
sözlü hikâyelerdir.
􏰀 Olağanüstülüklertaşır.
􏰀 Kişilerleilgiliolanefsaneleremenkıbedenir.
􏰀 ÖRNEK : NARLIGÖL EFSANESİ,AĞLAYAN KAYA EFSANESİ...

 􏰀 3-MASAL:
􏰀 Masallardaolağanüstükişilerinbaşından geçen olağanüstü olaylar anlatılır.
􏰀 4-BİLMECE:
􏰀 Çeşitlivarlıkları,soruyoluylaipuçlarıvererek
buldurmaya yönelik eserlerdir.
Başı yeşil emir değil Üstü kara kömür değil İçi beyaz peynir değil Kuyruğu var fare değil
 
 􏰀 3-MASAL:
􏰀 Masallardaolağanüstükişilerinbaşından geçen olağanüstü olaylar anlatılır.
􏰀 4-BİLMECE:
􏰀 Çeşitlivarlıkları,soruyoluylaipuçlarıvererek
buldurmaya yönelik eserlerdir.
Başı yeşil emir değil Üstü kara kömür değil İçi beyaz peynir değil Kuyruğu var fare değil
   
 􏰀 5-FIKRA:
􏰀 Mesaj vermeye çalışan mizah ve eleştiri unsurlarının bulunduğu kısa hikâyelerdir.
􏰀 13. yy’da yaşamış olan Nasrettin Hoca’nın fıkraları halk nesrimiz açısından oldukça önemli ürünlerdir.
 
    􏰀
6-GELENEKSEL (SEYİRLİK) TÜRK HALK TİYATROSU:
Halk arasında oynanan tiyatroya, geleneksel Türk tiyatrosu (tuluat) denir.
􏰀 Eğitme amacı olmayan bu tiyatrolarda güldürmek esastır. 􏰀 Türk Halk Tiyatroları şunlardır:
Karagöz (Gölge Oyunu), Ortaoyunu, Meddah.

   􏰀 7-TÜRKÜ 􏰀 8-MANİ
Yemenimin uçları Çıkamam yokuşları
Selam edin yârime Yedi dağın kuşları

  􏰀 9-DESTAN
􏰀 10-ATASÖZÜ 􏰀 11-DEYİM
􏰀 12-NİNNİ
􏰀 13-AĞIT
   
 AŞIK TARZI HALK EDEBİYATI
􏰀 Âşık, Türk Halk Edebiyatında XV. yüzyılın başından itibaren görülen şair tipidir.
􏰀 Âşıklarımız genellikle bir usta âşığın yanında yetişirler. Ondan hem usta deyişlerini hem de sanatın icrasına ilişkin yol ve yöntemleri öğrenirler.
􏰀 Âşık edebiyatı, kökü çok eskilere dayanan bir gelenekler zinciridir.
 
 􏰀 AŞIK EDEBİYATI
􏰀 KOŞMA
􏰀 GÜZELLEME
􏰀 KOÇAKLAMA 􏰀 TAŞLAMA
􏰀 AĞIT
􏰀 SEMAİ
􏰀 VARSAĞI 􏰀 DESTAN
 
 DİNİ-TASAVVUFİ HALK EDEBİYATI
􏰀 Bu edebiyat, işlediği konularla halk dilini, düşüncesini, duygu ve inancını esas alarak toplumsal kesimlerin bütününe seslenmektedir.
􏰀 NAZIMŞEKİLLERİ: 􏰀 İlahi
􏰀 Nutuk
􏰀 Şathiye 􏰀 Devriye
 
 􏰀 TASAVVUF EDEBİYATI SANATÇILARI: 􏰀 MEVLANA
􏰀 YUNUSEMRE
􏰀 HACIBEKTAŞVELİ...
 
 https://www.edebiyatogretmeni.org/halk-edebiyati/ https://www.turkedebiyati.org/Dersnotlari/halk_edebiyati.html https://www.edebiyatogretmeni.org/anonim-halk-edebiyati/ https://www.edebiyatogretmeni.org/asik-edebiyati/
   
 TEŞEKKÜRLER